Diziler Trafik Güvenliğinden Sınıfta Kaldı!

by Tsh 18. March 2013 05:40

 

 

İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğü, 7 farklı ulusal kanalda, 2013 Ocak ayı boyunca yayınlanan dizilerde seyir halindeyken cep telefonu ile konuşma ve emniyet kemeri kullanma oranları konusunda bir araştırma gerçekleştirdi. Ekranlarda en çok izlenen diziler üzerinde yapılan araştırma, trafik güvenliği konusunda dizilerin sınıfta kaldığını gösteriyor.

Dizi senaristleri ve başrol oyuncuları trafik güvenliği kurallarına uyma konusunda önemli bir eksiklik gösterirken, sadece Alemin Kıralı, İşler Güçler ve Yalan Dünya dizilerinin trafik güvenliği notları üst seviyede yer aldı. İşler Güçler dizisinde 8, Yalan Dünya'da 5 ve Alemin Kralı dizisinde de 2 sahnenin tamamında emniyet kemeri takılarak kurallara uyma oranı yüzde 100 olarak belirlendi. Zengin Kız Fakir Oğlan dizisinde emniyet kemeri takma oranı yüzde 85.7 olarak belirlenirken, Krem dizisi yüzde 83.3 ve Böyle Bitmesin dizisi de yüzde 71.4 emniyet kemeri takma kuralına uyma oranı ile sıralandı. Sakarya Fırat dizisinde 9, Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde 6, Bitmeyen Hikaye dizisinde 4 ve Seksenler dizisinde ise iki sahnenin hiç birinde emniyet kemeri takılmadı. Küçük Kıyamet ve Arka Sokaklar dizilerinden 12 sahneden ve Behzat Ç dizisinde ise 11 sahneden sadece 1'inde kurala uyuldu.

Daha geniş kapsamlı olarak 20 Ekim 2012'de başlayan ve 31 Ocak 2013'te sona eren incelemeler sonucunda kurallara en çok uyulan dizi Yalan Dünya olurken, bu diziyi Şubat, Alemin Kralı, Hayatımın Rolü ve Zengin Kız Fakir Oğlan takip etti. Bu tarihler arasında yapılan incelemede, Sakarya Fırat, Ağır Roman Yeni Dünya, Öyle Bir Geçer Zaman Ki, Leyla ile Mecnun, Seksenler ve Arka Sokaklar emniyet kemeri takma kuralına uyma konusunda son sıraları paylaştı.

Ocak ayında cep telefonu kuralına uyma konusunda ise en üst sırayı Deniz Yıldızı, Lale Devri, İşler güçler, Kayıp Şehir, İntikam ve Yalan Dünya aldı. Arka Sokaklar, Yer Gök Aşk, Küçük Kıyamet, 20 Dakika, Kurtlar Vadisi Pusu, Huzur Sokağı, Bitmeyen Hikaye, Benim İçin Üzülme, Zengin Kız Fakir Oğlan, Merhaba Hayat, İki Dünya Arası, Dila Hanım, Alev Alev dizileri cep telefonu kuralına uyma konusunda sınıfta kalan diziler oldu. 

20 Ekim 2012 ile 31 Ocak 2013 tarihleri arasında cep telefonu kullanma kuralına Deniz Yıldızı, Lale Devri, Hayatımın Rolü, Kuzey Güney, Suskunlar ve İntikam dizilerinin tüm sahnelerinde yüzde 100 oranında uyulduğu görüldü. Yapılan araştırmada bu tarihler arasında, Arka Sokaklar, Yer Gök Aşk, Emir'in Yolu, Kurtlar Vadisi Pusu, Benim İçin Üzülme, Hayat Devam Ediyor, Küçük Kıyamet, Zengin Kız Fakir Oğlan, Böyle Bitmesin, 20 Dakika, Krem, İki Dünya Arasında, Sakarya Fırat, Merhaba Hayat, Ağır Roman Yeni Dünya cep telefonu kuralına uyulmayan diziler arasında yer aldı.

Katkılarından dolayı Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve İletişim Danışmanlığı'na teşekkür ederiz.

Tags:

Trafikte En Önemli Şeyler: Makyaj ve Mesaj

by Tsh 11. March 2013 07:34

 

Türkiye dahil 16 ülkedeki 18-25 yaş arası 6 bin 400 genç ile sürücüler ve sürücülük üzerine yapılan ankete göre, bu ülkeler arasında en çok Türk sürücüler otomobil kullanırken cep telefonundan mesajlaşıyor, e-posta atıyor ve makyaj yapıyor. Ayrıca kırmızı ışıkta en çok geçenler de yine Türkler. 

Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Polonya, Rusya, İspanya, İsveç, İsviçre, Güney Afrika, Türkiye ve İngiltere’de yapılan araştırma, genç sürücülerimizin trafik güvenliğine verdiği önemi net olarak ortaya koydu. Türkler araç kullanırken mesajlaşmak, e-posta atmak veya internette gezinmek için akıllı telefonlarını en çok kullanan grupta yer alıyor. Türk katılımcıların yüzde 78’i sürücü arkadaşlarının yüzde 57 oranında araç kullanırken makyaj yaptığını belirtirken, İngilizler ise yüzde 20 ile en alt sırada yer alıyor.

Genç sürücüler yol hakkı vermede de iyi değil (erkeklerde yüzde 26, kadınlarda yüzde 19). Almanlar sarı ışıklarda hızlanarak geçmede yüzde 85 ile başı çekerken, Türkler kırmızı  ışıkta geçme liderliğini kimseye kaptırmadı. Türk gençlerinin yüzde 28’i de kırmızı ışıkta geçtiğini ifade ediyor. En iyi yol davranışına sahip genç sürücüler Belçikalı, Çek ve Fransızlar. Kırmızı ışıkta geçme oranları sırasıyla yüzde 8, yüzde 8 ve yüzde 6.

Katkılarından dolayı Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve İletişim Danışmanlığı'na teşekkür ederiz.

Tags:

Başarılı bir KSS projesi için 3 soru ve 3 cevap

by Tsh 12. February 2013 10:17

Fadile Paksoy
Benchmark Ajans Başkanı
Trafikte Sorumluluk Hareketi Danışmanı

 

1. Bir projeyi sosyal sorumluluk projesi haline dönüştüren temel değerler nelerdir?

Kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları, öncelikle kurumun var oluş amacını belirten misyonu, ulaşmak istediği noktayı gösteren vizyonu ve bu noktaya ulaşırken gözettiği ilkeleri temsil eden değerleri ile mutlaka örtüşmelidir. Çünkü bir kurumun vizyon, misyon ve değerleri, bütün iş süreçlerine yön veren genel bir çerçevedir. KSS projelerinin bir diğer önemli özelliği de kuruma liderlik eden üst yönetimin desteğidir. Uygulamaların özellikle iç paydaşlarda etki yaratması, genel anlamda verimliliği artırması ve sürdürülebilirliği desteklemesi gerekir.

Kurum kültürüne uygun ve üst yönetimin desteğini arkasına alan bir KSS uygulamasının en temel özelliği yapılacak önceliklendirme çalışmaları ışığında, kurumun faaliyet ve etki alanı içinde, kurumun hedeflerine ve beklentilerine uygun olmasıdır. Proje veya projeler, kurumun ve paydaşlarının ihtiyaçlarına yanıt veren, doğru bir konumlandırmayla, uygun ve etkili iş birlikleri ve ortaklıklarla, sorunun çözümüne odaklanan, sürdürülebilir ve yaygınlaştırılabilir, ölçülebilir fayda üretme temeline dayanan bir planlamaya sahip olmalıdır. Planlama sürecinde kaynaklar etkili ve verimli kullanılmalı, uygulamaların sadece bir yönüne ağırlık verilmemeli ve kaynaklar bu işlevleri karşılayacak şekilde tahsis edilmelidir.

Planlamadan uygulamaya geçildiğinde yine doğru ve uygun iş birlikleri ve ortaklıklarla, kurumun da yönetici ve çalışan kadrosuyla elini taşın altına koyması, çalışan katılımı ve gönüllülüğünün sağlanması, tüm paydaşlara fayda bakımından önemli yer tutuyor. Kurulan uygun iş birliklerinde ilişki yönetimi de uygulamada kayda değer unsurlarından biridir. Bu şekilde geliştirilen ve hayata geçirilen uygulamaların, hem kuruma hem de paydaşlara sürdürülebilir faydalar üretmesi için sosyal pazarlama ve iletişim faaliyetleriyle desteklenmesi son derece önemlidir. Bu safhada, birçok farklı disiplinin bir araya gelmesi gerekir. Bu durumda da disiplinler arasında eşgüdüm sağlanması kilit rol oynar. Sonuçta ise gelişim ölçümlenmeli, süreç raporlanmalı ve iletişimi yapılmalıdır. İlerleyen süreçte uygulama geliştirilmeli, desteklenmeli ve yaygınlaştırılmalıdır. Tüm bu kaydedilen aşama ve ilkelerin, uzmanlığını KSS alanı olarak belirlemiş şirketlerin danışmanlığında yapılması en önemli basamaklardan biridir.

 

2. Sosyal sorumluluk çalışmaları bir markanın imajına nasıl bir katkı sağlar? Tüketicinin satın alma kararını hangi yönde etkiler?

KSS projeleri, firmaların reklam ve halkla ilişkiler ile gerçekleştirdiği tanıtım faaliyetlerinden farklı bir yerde duruyor. Tüketiciler yalnızca iyi ve güvenli ürün istemiyor, aynı zamanda aldıkları ürünün sosyal ve çevresel sorumluluk içinde üretilip üretilmediğini bilmek istiyor. Yapılan araştırmalar, tüketicilerin yüzde 70'inin bir ürünü tercih ederken şirketin KSS duyarlılığını önemsediğini gösteriyor. Anket katılımcılarının yüzde 20’si sosyal ve çevresel sorumluluk içinde üretim yapan şirketin ürününü satın almak için daha fazla para ödemeye razı olduğunu söylerken, satıcıların yüzde 17’si de şirketin itibarı kötü ise ürünü satmayı reddettiklerini belirtiyor.

Şirket yönetişimi ve şirketin karlılığı açısından bakıldığında da KSS uygulamalarının önemi açıkça ortaya çıkıyor. Harvard Üniversitesi'nin yaptığı araştırmaya göre, "paydaş beklentilerini göz önüne alan şirketler, sadece hissedarlara odaklı şirketlere göre 4 kat daha hızlı büyüyor". 2002'de yapılan Ernst & Young araştırması, şirket yöneticilerinin yüzde 94’ünün yerleşmiş kurumsal sosyal sorumluluğun şirketlere ticari kazanç getireceğini inandığını ortaya koyuyor.

KSS’nin önemli etkilerinden biri de büyük firmaların açıkladığı rakamsal verilerde yatıyor.  British Telecom’un resmi raporu, şirketin imaj ve itibarının tüketici memnuniyeti üzerine etkisinde KSS’nin yüzde 25 payı olduğunu gösteriyor. Business for Social Responsibility, şirketlerin çalışma koşullarını iyileştirip çalışanların karar verme sürecine katılımını artırdıklarında ya da çevresel etkileri azalttıklarında, verimlilikte artış ve defolu ürün oranında azalma olduğunu söylüyor.

 

3. Türkiye’deki sosyal sorumluluk çalışmalarıyla ilgili düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Ne tür eksikler var?

Türkiye'de şimdiye dek yapılan kurumsal sosyal sorumluluk çalışmaları iki temel kategoride incelenebilir. 2000'li yıllardan önce yapılan uygulamaların hibe, bağış, yardım veya sponsorluktan öteye gittiğini söylemek zor. 2000'li yıllardan sonra KSS uygulamalarının gelişim gösterdiğini söyleyebiliriz. Giderek artan sayıda kurum projelerini geliştirirken paydaş beklentilerini karşılamayı daha önemser hale geldiler. Üst yönetimin desteğini ve çalışanların katılımını sağlayan projelerin daha uzun vadeli ve sürdürülebilir olduğunu gözlemliyoruz. Özellikle kamu ve sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan işbirliklerinin de projelerin yaygınlaştırılmasında önemli olduğunu söyleyebiliriz. Az sayıda kurumun da kurumsal sosyal sorumluluğu iş süreçlerine dahil etmek konusunda çok başarılı olduğundan söz edebiliriz.

Ne tür eksiklikler var demişsiniz sorunuzda. Elbette pek çok eksiklik ve zafiyetin olduğunu da söyleyebiliriz. Pek çok kurum halen kurumsal sosyal sorumluluğu salt iletişim aracı olarak görüyor ve o şekilde konumlandırıyor. Temel bakış açısı bu şekilde olunca da ister istemez basında ne kadar göründüğünün peşine düşen kurumlar, kurumsal sosyal sorumluluğun temel ilkelerinden olan paydaş beklentilerini karşılama, sürdürülebilirlik, ölçümlenebilir değer yaratmak, toplumsal bir soruna çözüm için model geliştirme gibi ilkeleri göz ardı edebiliyorlar.

Oysa kurumsal sosyal sorumluluk bize göre kurumların varoluşlarının temelinde yatıyor. Danışmanlık ve proje yönetimi hizmeti verdiğimiz tüm kurumları da bu yaklaşımı benimsemeleri ve geliştirmeleri yönünde destekliyoruz.

Tags:

İtibara giden en gerçekçi yol

by Tsh 5. July 2012 12:26

20’nci yüzyıl başlarında etkilerini göstermeye başlayan büyük şirketler, dünyanın her bölgesine yayılan üretim ve dağıtım ağlarıyla küreselleşmenin mimarı oldu. Bunun gereği olarak şirketler, varlıklarını sürdürebilmek için hızlı değişime ayak uydurmak zorunda kaldı. 1990’lardan itibaren sıkça karşılaştığımız kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) kavramı da son yıllarda iş dünyasının sürdürülebilirlik adına kayıtsız kalamayacağı bir kavrama dönüştü.

KSS, bir kurumun veya bir organizasyonun hem kurum içi hem de dışındaki, yani tüm paydaşlarıyla olan ilişkilerinde etik ve sorumlu davranması, bu yönde kararlar alması ve uygulamaya geçmesi olarak tanımlanıyor. Ülkemizde son yıllarda KSS'ye ilişkin başarılı uygulamalar artmakla birlikte, bağış, sponsorluk ve hayırseverlik gibi tek seferlik uygulamalar daha yaygın kullanılıyor. Kuruma ve topluma sürdürülebilir değer üretmekten uzak bu yaklaşım, hem kaynakların etkin kullanılmasını engelliyor hem de ele alınan soruna ilişkin köklü çözüm üretmenin uzağında duruyor.

İtibar yönetimi

Dünyanın büyük bir hızla değişmesi, iş dünyasını da değişimin en önemli aktörü konumuna getirdi. İş dünyası, artık değişimin sosyal, çevresel ve ekonomik dinamiklerini daha iyi kavramak ve işini bu dinamiklere göre yönetmek durumunda. Küreselleşmenin iş dünyasında yarattığı açılımlar yönetebilenlerin hızlı büyüme kaydetmesi, yönetemeyenlerinse yok olup gitme tehlikesiyle karşı karşıya kalması olarak ortaya çıkıyor.

Çalışanlarla, müşterilerle, yatırımcılarla, medyayla ve toplumla ilişkilerden doğan ve tüm bu paydaşların beğenisiyle ortaya çıkan itibar ise marka değeri hesaplanırken bir kurumun kağıt üstünde gözüken değerinden çok daha etkili. Bir kurumun itibarının doğru yönetilmemesi de kurumların krizlere ve mali risklere karşı daha kırılgan olmasına yol açıyor. Yani kurumsal itibar, kurumun yarattığı güvenin pazar değerindeki payını temsil ediyor. Çünkü beğenilen ve takdir edilen bir şirket olmanın karşılığı hesaplanamıyor. Gerek çalışan, gerekse de toplum tarafında itibarın değeri ancak yitirildiğinde anlaşılıyor.

Kurumsal itibar, bir kurumun tüm paydaşlarının beklentilerini karşılayabileceğinin en açık göstergesi olarak tanımlanabiliyor. KSS ise kurum ve kuruluşların toplumun sosyal, çevresel ve ekonomik kaygılarını, kendi istekleriyle faaliyetlerinin ve paydaşlarıyla olan ilişkilerinin bir parçası haline getirmesi, etki alanı içindeki tüm paydaşlarına karşı etik ve sorumlu davranması, bu yönde kararlar alması ve uygulaması şeklinde açıklanıyor. Bu durumda ortak nokta paydaş beklentilerinin yönetimi olarak ortaya çıkıyor. Bir kurumun KSS çalışmaları ve bu çalışmaların iletişimi de paydaşlara ulaşmak ve onların zihinlerinde farklı ve güçlü bir konum elde etmek açısından kilit bir rol üstleniyor.

Bu nedenlerle KSS ve kurumsal itibar yönetimi, ortaya çıkış sebepleri ve sonuçları nedeniyle birbirinden ayrılamıyor. Çünkü artık kaliteli mala ulaşmak daha kolay ve uygun fiyat-kaliteli ürün dengesi müşteri sadakatine yetmiyor. Bilinçli tüketici satın aldığı malın topluma olan katkısını ve çalışanlar da kurumlarının inandıkları değerlere olan ilgisini sorguluyor.

Araştırma sonuçları

Tüketiciler yalnızca iyi ve güvenli ürün istemiyor, aynı zamanda aldıkları ürünün sosyal ve çevresel sorumluluk içinde üretilip üretilmediğini bilmek istiyor. Avrupalı tüketicilerin yüzde 70’i bir ürünü tercih ederken o şirketin KSS duyarlılığını önemsiyor. Yüzde 20’si sosyal ve çevresel sorumluluk içinde üretim yapan şirketin ürününü almak için daha fazla para ödemeye razı olduğunu söylerken, satıcıların yüzde 17’si de şirketin itibarı kötü ise ürünü satmayı reddettiklerini belirtiyor.

Yönetişim ve şirket karlılığı açısından bakıldığında da KSS uygulamalarının önemi açıkça ortaya çıkıyor. Harvard Üniversitesi araştırmasına göre, “paydaş beklentilerini göz önüne alan şirketler diğerlerine göre 4 kat hızlı büyüyor". 1972-2000 yılları arasında yürütülen araştırmaların yüzde 68’i, KSS ve finansal performans arasında olumlu bir bağlantı olduğunu gösteriyor. 2002 tarihli Ernst&Young araştırması, yöneticilerin yüzde 94’ünün yerleşmiş KSS'nin ticari kazanç getireceğini inandığını ortaya koyuyor.

KSS'nin etkilerinden biri de büyük firmaların rakamsal verilerinde yatıyor. British Telecom’un resmi raporu, şirketin imaj ve itibarının tüketici memnuniyeti üzerine etkisinde KSS'nin yüzde 25 payı olduğunu gösteriyor. Business for Social Responsibility, şirketlerin çalışma koşullarını iyileştirip çalışanların karar verme sürecine katılımını artırdıklarında ya da çevresel etkileri azalttıklarında, verimlilik artışı yaşadıklarını ve defolu ürün oranlarının azaldığını söylüyor. Ayrıca, bir kurumun KSS duyarlılığı, o şirkette çalışmak isteyenlerin sayısını artırıyor ve sirkülasyonu azaltıyor. Çalışanların yüzde 78’i etik değerlere bağlı ve itibarlı bir şirkette çalışmayı, daha fazla ücret almaya tercih ediyor.

Toplum beklentisi de bu yönde

21’inci yüzyılda şirketler büyük bir güce sahipler ve çok sayıda insan da şirketlerin gerçekleştirdiği faaliyetlerden etkileniyor. Şirketlerin faaliyetleri artık hem bireylerin hem de kamuoyunun yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor. Küresel köyde şirketlerin rolü ise hem etkilenen hem de etkileyen olarak ortaya çıktı. Toplumlar ve genel yaşantı üzerinde bu kadar büyük etkiye sahip olan firmaların KSS faaliyetlerinde bulunması artık dünya genelinin bir beklentisi haline geldi. Çevre, eğitim, sağlık, insan haklar gibi konularda duyarlı kurumların diğerlerine oranla tercih edilmesindeki temel sebep de buna dayanıyor.

Tags:

Ralli Günlükleri – Samsun ve Trabzon Etapları

by Tsh 11. May 2012 09:47

7 Mayıs Pazartesi günü, Dostluk ve Barış Rallisi’nin Karadeniz etabına Samsun’dan “start” verildi.

Samsun etabına başlanmadan TÜVTURK ve Trafikte Sorumluluk Hareketi ekipleri basının karşısına çıktı.

Ekiplerimiz güzel bir yolculuk sonrası Trabzon’a ulaştılar.

Tüm ekipler yavaş yavaş alanı dolduruyor.

Mangal keyfine soğuk hava ve zorlu ralli koşulları bile engel olamamışa benziyor.

İşte başka rallilerde görülemeyecek bir ayrıntı daha.

Auto Motor Sport Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Halit Bolkan, A Haber için Dostluk ve Barış Rallisi organizasyon başkan yardımcısı Nadir Serin ile röportaj yaparken görülüyor.

Dostluk ve Barış Rallisi, TÜVTURK ve Trafikte Sorumluluk Hareketi işbirliği ile yoluna devam ediyor.

Tags:


Trafikte her an, sorumlu davran!

Etiket Bulutu